İçeriğe geç

Bugün değil sadece Kâbe, O’nun nurlu kabri de bir saygı ifadesi olarak, kudsîlerin metâfı olmuştur. Her yıl milyonlarca insan, kelebekler gibi o nur hâlesinin etrafında pervaz edip uçuşmaktadır. O gün Allah Resûlü bu sözleri söylerken henüz hiçbir emare mevcut değildi. Evet, bir lider, bir idareci için, sözlerinin emniyet temin etmesi ve söylediği şeylere, önceden kendisinin inanmış olması çok önemlidir.

Adiy b. Hâtim hâdisesini, daha önce başka bir münasebetle zikretmiştim; müsaadenizle, bu mevzu münasebetiyle bir kere daha hatırlatacağım. Orada söylediğim gibi, Adiy, Hâtim-i Tâi’nin oğludur. Hâtim ise cömertliği ile meşhur bir insandı.

İşte bu Adiy, bize şöyle bir hâdise anlatıyor: Allah Resûlü’yle beraber oturuyordum. İçeriye bir adam girdi, eşkıyadan şikâyet etti: “Kervanlar soyuluyor, mallar gasbediliyor, çapulculuk almış yürümüş!”; bir başkası: “Kıtlık, kuraklık ortalığı kasıp kavuruyor, her tarafta insanlar açlıktan telef oluyor!” dedi.

Onlar bu şikâyetlerini Allah Resûlü’ne arz ederken, Allah Resûlü de bana döndü ve şöyle dedi:

هَلْ رَأَيْتَ الْحِيرَةَ؟ قُلْتُ: لَمْ أَرَهَا وَقَدْ عَرَفْتُ مَكَانَهَا

-Yâ Adiy, Sen Hîre’yi bilir misin?” Ben: “Hayır Yâ Resûlallah! Oraya hiç gitmedim. Fakat yerini bilirim.” dedim. Allah Resûlü sözüne devamla:

فَلَيُوشِكَنَّ أَنَّ الظَّعِينَةَ تَرْحَلُ مِنَ الْحِيرَةِ بِغَيْرِ جِوَارٍ حَتَّى تَطُوفَ بِالْبَيْتِ

-Eğer ömrün olursa göreceksin ki çok yakında devesine binmiş bir kadın yapayalnız olarak Hîre’den kalkıp, gelip Kâbe’yi tavaf edecek.” buyurdu.

Ben içimden “Tay eşkıyaları varken, böyle bir yolculuk nasıl gerçekleşebilir ki?” dedim. Ve yine devam etti:

وَلَيُفْتَحَنَّ عَلَيْنَا كُنُوزُ كِسْرَى، قُلْتُ: كِسْرَى بْنُ هُرْمُزَ؟ قَالَ: كِسْرَى بْنُ هُرْمُزَ
67