Söylediği sözler arasında, Arş’tan ferşe; Cennet’ten Cehennem’e, ilk insandan kıyamete kadar birçok meselenin şerh ve izahı vardır. Bilhassa ümmetiyle alâkalı hâdiseleri, bazen isimler de vererek, bir bir saymış ve anlatmıştır. Hem de, sanki bir televizyon ekranında seyredip de anlatıyor gibi anlatmış ve hiçbir teşevvüş emaresi göstermemiştir. Evet O, anlattıklarından hep emindi; zira Cenâb-ı Hak, Kitab-ı Mübin ve İmam-ı Mübin’i O’nun gözleri önüne sermiş ve büyük ölçüde kaderî bütün levhaları O’na müşâhede ettirmiştir.. O, görüyor ve anlatıyordu. Bu itibarla, elbette ki, böyle bir Zât’ın getirdiği prensipler de “ebed-müddet” ömürlü olacaktır.
Sultanü’ş-Şuara Necip Fazıl, ne güzel der:
Şairimiz, bu sözleriyle inanmış bir insanın emniyet ve güvenini ifade ediyordu. Bir de bu sözler, Efendimiz’in davası açısından ele alınınca ayrı bir derinliğe ulaşır. Günler doğup batabilir, yıllar ve asırlar geçebilir. Ama, Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın getirdiği mesajlar ebedlere kadar bâki kalacaktır!
1. O, Emîn ve Kararlıydı
İbn İshak anlatıyor: Kureyş Ebû Talib’e müracaat etti; Efendimiz’le anlaşma yapmak istiyorlardı. Ebû Talib yeğenini çağırdı ve: هٰـؤُلَاءِ أَشْرَافُ قَوْمِكَ قَدِ اجْتَمَعُوا إِلَيْكَ لِيُعْطُوكَ وَلِيأْخُذُوا مِنْكَ “Bunlar Kureyş’in efendileri. Seninle bir anlaşmaya varmak istiyorlar. Senden bazı tavizler almak, kendileri de bazı tavizler vermek üzere buraya gelmişler.” dedi.
Allah Resûlü kendinden gayet emindi.. ve isteyeceği şeyi de iyi biliyordu. Bu itibarla onlara: “Ben sizden sadece bir tek kelime istiyorum. Onu söylediğinizde bütün Arab’a sahip olacak ve bütün Acem size dehalet için koşacaktır.” buyurdu.