İçeriğe geç

Allah Resûlü’nün terbiyesini, sadece nefislerin tezkiyesi şeklinde anlamak yanlıştır. O âlemşümul bir terbiye sistemi ile gelmiş ve bütün kalbleri, bütün ruhları, bütün akılları, bütün nefisleri gaye-i hayallerine yükseltecek bir mesaj sunmuştur. Evet, Kur’ân’ın âlemşümul hakikatleri de işte bunu ifade etmektedir. O, insanların akıllarına sahip çıkacak, aklı kamçılayacak ve onu akıl adına, vahiy buudlu akılla en son noktaya vardıracak.. sonra ruhları yakalayacak ve onların terbiyesini kendine meslek edinenlerin çok önünde onları maâliyâta tevcih edecek ve kalbi, müştak olduğu âlemlerde, o âlemlerin yemyeşil Cennet gibi yamaçlarında gezdirecek.. keza, insan hissiyat ve letâifini ele alacak, onları üveyikler gibi kanatlandıracak.. hayalin topalladığı yerlerde, onları his ve letâifleriyle dolaştıracak.. ve ruhen, kalben, hissen yükselttiği talebelerine, aynı zamanda, iktisadî, içtimaî, idarî, askerî, siyasî ve ilmî bütün müesseselerin kapılarını ardına kadar açacak ve bu dünyaya davet ettiği talebelerini en mükemmel idareciler, en seçkin iktisatçılar, en başarılı siyasetçiler ve en ekmel askerî dâhiler olarak yetiştirecek mesajlarla gelmiştir.

Evet, Allah Resûlü, âlemşümul bir dava ile geldi ve âdeta bir yönüyle iktisat, bir yönüyle maliye, bir yönüyle idare, bir yönüyle talim ve terbiye, bir yönüyle adliye, bir yönüyle de devletler, milletler hukuku dersi verdi.

Hâsılı O, getirdiği mesajla, mikro planda bugünkü gelişmişliği bütünüyle kucaklıyordu. Evet, bugün, O’nun esas olarak ele aldığı ve insanlığa sunduğu şu geniş terbiye anlayışının bir yanında hafif bir eksiklik olsaydı, O’nun geliş gayesi tam mânâsıyla tahakkuk etmeyecekti. Oysaki O, size mealen şöyle diyor:

23