İçeriğe geç

Büyük çoğunluk itibarıyla bu zevat ve emsalleri tefsir konusunda oldukça hassas davrandı; Kur’ân-ı Kerim’deki makasıd-ı ilâhiyeyi doğru anlamak için yapmaları gereken her şeyi yaptı ve bu konuda insan üstü bir cehd ü gayret sarfettiler: Kur’ân-ı Kerim indiği dönem itibarıyla saff-ı evveli teşkil eden sahabe tarafından kelime kelimesine nasıl anlaşıldı, nasıl yorumlandı ise onları fevkalâde bir titizlikle tesbite çalıştı; muhkemâtı esas alarak mülâhazalarını yine Kur’ân ve Sünnet-i sahîha disiplinleriyle test etti; böylece Kur’ân düşmanları tarafından yorum ve tevil adına ortaya atılan muzahref bilgi kırıntılarını ayıkladı ve murad-ı ilâhîyi doğru anlayabilmemiz için harikulâde bir sa’y ü gayret gösterdiler.

Tefsir hakkında bu umumî çerçevenin yanında Hamdi Yazır merhumun da bir kısım önemli mülâhazaları var: Ona göre, kapalı bir şeyi açmak ve ona vuzuh kazandırmak demek olan tefsir, Allah kelâmından O’nun muradına uygun mânâları çıkarmak ameliyesi demektir.4

Kur’ân-ı Kerim, nazmının âlemşümul enginliği ve ebedlere kadar herkese bir şeyler anlatabilme derinliğiyle hususî ve müstesna bir kitap olması müsellem, farklı çağlara, farklı milletlere ve değişik ilmî seviyedeki insanlara hitap edebilme ve muhataplarınca rahat anlaşılma gibi özelliklerinin yanında hafî, müşkil, mücmel, müteşâbih türünden derin yanları da bulunan hikmetnüma bir beyan mecmuasıdır. Bunların ilk üçündeki derinlik ve hafâ bilittifak ehl-i ilim tarafından vuzuha kavuşturulabilir; dördüncüsündekinin ise, ilimde rüsuh bulmuş, muhkemâta bağlı, müteşabihâta açık muhakkikînin tefsir ve teviline emanet edilmesi yeğlenmiştir.

283