İçeriğe geç

İhtimal bütün bunlar derecelerine göre Cennet’e giderek Allah’ın nimetlerinden istifade ederler. Yalnız şöyle bir derece farkı vardır: Bir kişi Cenâb-ı Hakk’ın kendisine vermiş olduğu akıl, idrak, imkân ve bunları değerlendirmesi adına mazhar olduğu sebepler ölçüsünde kabiliyetlerini inkişaf ettirdiği nispette Cennet’te Allah’ın nimetlerinden istifade edecektir. Kendisine bahşedilen istidat ve kabiliyetleri inkişaf ettiremediği nispette de onun istifadesi az olacaktır.

Menkıbe kitaplarında Hz. Musa ile alâkalı şöyle bir kıssa anlatılır: Hz. Musa yolda bir çoban görür. Çoban ona şunları söyler:

Ey kerem sahibi Allahım! Neredesin ki Sana kul, kurban olayım. –Hâşâ!– Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiselerini yıkayıp süt ikram edeyim Sana. Elini öpüp, ayağını ovayım. Bütün keçilerim Sana kurban olsun. Bütün nağmelerim Sana’dır Allahım!

Çobanın bu tür şeyler söylediğini duyan Hz. Musa:

– Kiminle konuşuyorsun, diye sorar. Çoban da:

Bizleri ve bu yeri-göğü yaratanla, diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Musa:

Sen sersemlemişsin. Allah’ın her şeye kadir olduğunu biliyorsan bu hezeyanlar da ne? Amcana, dayına mı söylüyorsun bunları? Ayağa muhtaç olan çarık giyer, büyüyecek olan süt içer. Allah’ın sıfatlarında cisim sahibi olmak ve ihtiyaç var mı ki! El, ayak bizler için övgü vesilesidir, Allah’a nispet edildiği zaman kusur olur. Bunun üzerine çoban:

Yâ Musa, ağzımı bağladın, pişman oldum, der. Bu sırada çoban öyle bir ah çeker ki, Hz. Musa’ya gayptan şöyle bir nida gelir:

Kulumuzu bizden ayırdın. Sen ulaştırmak için mi geldin, yoksa ayırmak için mi? Gücün yettiğince ayrılığa basma. Herkese farklı huy verdim. Ona medih olan söz sana zem olabilir…1

3