İçeriğe geç

Görüldüğü gibi sistemin bu şekilde işlemesiyle ciddî bir zaman israfı söz konusu. Öyle ki bazen yarım saatte gidilebilecek bir yere ancak iki saatte gidilebilmekte ve dolayısıyla bir buçuk saat israf edilmektedir. Bu israf, her gün gidiş-geliş olarak günlük, haftalık, aylık ve yıllık hesap edildiği takdirde israf edilen zamanın ne kadar olduğu ortaya çıkacak ve bu korkunç israfın boyutları da görülmüş olacaktır. Necip Fazıl merhumun dediği gibi zaman âdeta çayın buğusu gibi tül tül eriyip gitmektedir.

Trafiğin bu durumu ile alâkalı bir tespitte daha bulunmak istiyorum. Bu keşmekeş içinde ayrı bir israf da benzin israfıdır. İki yüz elli arabanın masrafı ile bin arabanın masrafı karşılaştırıldığında dörtte üç nispetinde bir tasarruf söz konusu olacaktır. Ayrıca durup kalkan araçların iki kat benzin yaktığı ve amortisman yıpranmasının iki kat fazla olduğu da bilinen bir gerçektir. Evet, bunlarla hem millî servet hem de şahsın serveti göz göre göre yok olmaktadır. Bunun üzerine çok hızlı yıpranan arabayı da o kadar hızlı değiştirmek gerekiyor ki bunların hepsi ayrı birer israf kalemi sayılabilir.

Evet, bugün biz tepeden tırnağa kadar israf içindeyiz. Türk gibi kazanıp Amerikalı gibi yaşamaya devam edersek bu israfın devamı da gelecek demektir. Bence 5 Nisan’da maruz kaldığımız sıkıntı da aslında bunun sıkıntısıdır. Bu krizde kimseyi kınamayalım. Ne dönemin başbakanını ne de bir başkasını… Oscar’ın dediği gibi, “Âlemin bize yaptığı ne kadar büyük olursa olsun, bizim kendimize yaptığımız hepsinden büyüktür.” Evet, bu krizi biz âdeta kendimiz icat ediyoruz.

5