Meseleyi toparlayacak olursak, İkinci Cihan Harbi’nde kiliseye koşan bir kısım kimseler, Avrupa’nın cebbar ve zalim kimseleri tarafından kılıçtan geçirilmişlerdir. Bir zat da, Ehl-i Sünnet’in yukarıda bahsini ettiğimiz düsturlarına dayanarak, orada ölen masum çocukların hangi dinden olursa olsun, –Allahu a’lem– şehit değil, şehit hükmünde olduklarını, hakperestliği temsil eden, hak cephesinde olan fakat yine gadren öldürülen kimselerin de bir semavî dine inanmaları durumunda, aynısı olmasa da o mazhariyetin bir nev’ini paylaşacaklarını söylemiş ve şunu da vurgulamıştır: Derece bakımından onların şehitlikleriyle, mü’minlerin şehit olmaları kat’iyen bir değildir.
1 Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası 76. Mektup.
6