İçeriğe geç

Allah Resûlü, bu on sahabenin Cennetlik olduklarını değişik vesilelerle bizzat kendisi ifade buyurmuşlardır: Başka bir rivayette bir Yahudi âlimi olan Abdullah İbn Selâm’ın da Cennetlik olduğu zikredilmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de: “Size gelen bu hakikate İsrailoğullarından şehadette bulunan bir şahit var.”2 ifadeleriyle bu sahabi tebcil edilmektedir.

Abdullah İbn Selâm, Müslümanlığa girdiği günden itibaren hep hakkaniyet içinde olmuş ve hayatının sonuna kadar da İslâm için gayret ve mücadeleden geri durmamıştır. O, Hz. Osman devrinde, Hz. Osman’ı da alıp götüren korkunç fitnede kollarını gerip fitneye karşı duranların başında gelenlerdendir. Fakat buna rağmen o günkü gözü dönmüş insanlar, –hangi ruh hâletiyle belli değil– ‘Yahudi çocuğu’ diyerek onu da tartaklamışlardır.

Abdullah İbn Selâm’ın Cennetlik olduğu rivayetiyle beraber, on rakamı on bire çıkmış olur ki, bu mübarek rakam, Hz. İsa’nın etrafındaki on bir havariye de denk gelir. Aslında her peygamberin etrafında böyle bir havari kitlesi oluşmuştur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), etrafında oluşan bu havari kitlesine أَنْصَارِي “Yardımcılarım.”3 demiştir ki, bunu “Medine’deki sahabe” mânâsına almamak gerekir. Buradaki أَنْصَارٌ kelimesi “Havariler” anlamına gelmektedir.

Yine Hz. Musa’nın yanında Yuşa İbn Nun ile Hz. Harun’un olduğunu görüyoruz. Hz. Musa’nın bunun dışında da havarileri olma ihtimali vardır ve belki de sayıları on birdir. Gerçi Kur’ân esbâtı on iki olarak gösterir; o da üzerinde durulmaya değer. Bu konuda net bir bilgi olmasa da, ihtimal kıyamete kadar gelecek olan mücedditlerin de etrafında aynı sayıya denk havarileri olmuştur/olacaktır.

2