İçeriğe geç

O’nun âlemşümûllüğü, وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”25 âyetiyle ifade edilmektedir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu engin rahmetinden herkes istifade etmiştir. O kadar ki bir gün en büyük meleklerden olan ve risaleti boyunca Efendimiz’e vahiy getiren Cibrîl’e, “Sen de bu umumi rahmetten istifade ettin mi Ya Cibrîl?” dendiğinde o şöyle cevap vermiştir: “Evet, ettim. Zira ben de âkıbetimden emin değildim. Kur’ân bana “emin” deyince, ben de âkıbetimden emin oldum.”26 Kur’ân, O’nun hakkında, نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ“Onu (Kur’ân’ı) Ruhu’l-emin (Cebrail) indirmiştir.”27 demektedir. Cibrîl’in de istifade ettiği bu rahmetin genişliği, O’nun câzibe-i kudsiye dairesinin genişliğini göstermesi açısından yeterli bir örnek olsa gerek. O hâlde biz mü’minlerin, melekleri dahi kapsamış bir rahmet dairesi içinde bulunan bir ümmet-i merhûme olduğumuz şuurunu kalbimizden hiç eksik etmememiz gerekir.

Evet, İslâm, Efendimiz’le kemale ermiş, insanlık O’nun döneminde gelişmiş, beşer zihninde ve düşüncesinde maddî-mânevî inkılâplar meydana gelmiş, içtimaî yapıda bedevilik adına hiçbir şey kalmamış, her şey mamur ve her taraf umran hâline gelmiştir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), peygamberliğinin ve aynı zamanda hayatının sonlarına doğru Veda haccını yaparken insanlığa son sözlerini söylemiştir. O, bu son sözleri arasında, الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي“Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’dan razı oldum.”28 âyetini de okumuş ve dinin tamamlandığını haber vermiştir.

24