İçeriğe geç

Böyle olunca yapılacak iş nedir? Tahtın şeklini değiştirmek mi, yoksa şeâir-i İslâmiye ile donatmak mı?.. Elbette ikinci ihtimal daha kuvvetli görünmektedir ki, bu da putperestliğe ait alâmetleri, timsalleri ortadan kaldırmakla olacaktır. Ondan sonra da bakalım tahtı görünce verilen mesajı alarak hidayete erecek mi, ermeyecek mi?.. Ve zaten sonuçta Belkıs tahtı görünce hidayete eriyor. Çünkü o da selim bir fıtrata sahiptir. Oldukça zeki ve engin fikirli bir kadındır. Öyle ki o daha tahtı görür görmez, taaccübünü saklayamıyor ve verilen mesajı hemen alarak İslâm’ı kabul ettiğini ilan ediyor.

Şüphesiz o da bir insandı; fıtratı, kâinattaki vahdaniyete ait mesajları alabilecek mahiyette idi. Ancak, Sebe Melikesi, temiz fıtrat, zeki ve fikirde basiret ile destekli olmasına rağmen daha önce hidayete erememişti. Çünkü putperest bir kavim içinde neş’et etmiş ve o toplumun bâtıl inançlarına göre yetiştirilmişti. Bu da onun daha önce karşılaştığı vahdete ait mesajları değerlendirmesine mâni oluyordu.

Vâkıa bu tahtın bulunduğu yere getirilmesi, Hz. Süleyman’a nispetle bir mucize ve ümmetinden bir ilm-i ledün sahibinin eliyle gerçekleştirilmesi açısından da bir kerametti. Bu da onu tasdik edip ona inanma açısından yeterli sayılabilirdi. Ancak imanda esas olan, aklın i’mali, âfâkî-enfüsî tefekkür ve meşîet-i hâssa-i ilâhiye idi. Bu o güne kadar değişmeden hep böyle süregelmişti ve Hz. Süleyman’da da değişmeyecekti.. ve öyle de oldu.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى مَنْ أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَعَلٰى إِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى أَصْحَابِه۪ وَالتَّابِع۪ينَ أَجْمَع۪ينَ
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَۤا إِلٰى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا

“Andolsun ki, kardeşleri Salih’i Semud kavmine gönderdik…”

(Neml sûresi, 27/45)

Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) kıssasının anlatılmasından hemen sonra Semud kavminin anlatılması;

251