Yine buradaki bir nükte de, Hz. Süleyman’la muhavere eden karınca ile Hüdhüd’ün mesajını getirdiği Sebe’ Melikesinin dişi olmalarıdır. Dişilik velûdiyeti (doğurganlığı) temsil etmektedir. Yoldaki dişi karıncanın, Sebe’ Melikesine bir işaret olmasının yanında Hz. Süleyman’ın i’lâ-yı kelimetullah hedefli çok izdivacı ve çok evlâdının olmasına işareti de ayrıca üzerinde durulacak bir konu.
Bir de zannediyorum burada, kâmil insanın, hayvanat âleminin sınırlarıyla kutuplaşması meselesi anlatılmaktadır. Bu da değişik bir zaviyeden önemli olabilir. Evet eğer, hayvanat âlemiyle alâkalı bir kısım hususiyetleri hakikatiyle kavrayabilseydik, bu âlemin kendine mahsus diliyle bizlere anlatacağı nice hakikatler ve incelikler olduğunu görebilirdik. Bence Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin (Nahl ve Neml gibi) hayvanat ismiyle zikredilmesi insanlık ve hayvanat âlemi arasındaki böyle bir münasebetin önemini ihsas etmektedir. Evet, karınca ve arı gibi cumhuriyetçi canlıların, bizlere ilham edeceği bir kısım hakikatler olsa gerek… Ancak, aradaki bu dakik münasebet, inanan insan şuur ve idrakiyle şerhedilmesi neticesinde gerçekleşecektir.
Allah (celle celâluhu) Kur’ân-ı Kerim’de bize, bir nebinin mucizesiyle, insanoğlunun doğrudan doğruya bir hayvanla konuşup anlaşmasının mümkün olacağını göstermektedir. Ve bu lisan bir mânâda öyle fasih, öyle talâkatli bir lisandır ki, bizim gibi kelimeler kullanılmasa da yine fasihtir, muhavere vesilesi olarak yeterlidir ve yararlanmaya açıktır.
İhtimal Hz. Süleyman’ın (aleyhisselâm) tebessümüne vesile olan hususlardan biri de, işte bu ihtimallerin en uç noktasındaki “bilkuvve” musahhariyetin “bilfiil” musahhariyete açık olması ve mevsimi gelince ulaşılabileceği bişaretiydi.