İçeriğe geç

Öte yandan sizin böyle bir tutumunuzun diğer insanlara bakan yanıyla da şöyle yanlış bir tarafı vardır: Siz bir insanı göklere çıkarır gibi konuşup anlattığınızda, sizin bu tavrınız başkalarının damarına dokunur ve onlar da aynı şahsı yerin dibine batırmak ister. Böylece siz o zat hakkında farklı bir kısım cephelerin oluşmasına bizzat kendiniz sebebiyet vermiş olursunuz. Bu açıdan bir taraftan sevdiğiniz bir insan hakkında ifrata girmemeye çalışmalı, diğer yandan da onun hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi başkalarının yanında ifade etmek suretiyle onlarda rekabet ve haset hislerini tetiklememeye dikkat etmelisiniz.

Mesela, iman ve İslâm hakikatlerine Hazreti Pîr-i Mugân’ın vesilesiyle ulaşmış bir insan onu çok sevebilir. Öyle ki onu andığı zaman burnunun kemikleri sızlayabilir. “Sen bize çok şey kazandırdın, ufkumuzu açtın, İnsanlığın İftihar Tablosu’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) doğru tanımamıza vesile oldun.” diyerek tepeden tırnağa ona karşı minnet hisleriyle dolu olabilir. Fakat o insanın bu hisleri, hiçbir zaman onu, “nebi, resûl” deme gibi dalâlet ve küfre; o büyük zatın kendisi için asla düşünmediği, hayalinden bile geçirmediği makam ve payelerle onu serfiraz kılma gibi hatalara düşürmemelidir. Ayrıca o büyük zat hakkındaki ulvî mülâhaza ve kanaatler, başka büyük bir zatın etrafında kümelenmiş insanların yanında dile getirilirse, hiç farkına varmaksızın o insana karşı başkalarının rekabet ve kıskançlık hisleri tetiklenmiş ve reaksiyona sebebiyet verilmiş olur.

80