İçeriğe geç

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kan dökmek için bahane arayan, âdetlerinde mutaassıp, en vahşi, en bedevî insanlardan medeniyet muallimi insanlar çıkarmış ve böylece kalblerin sevgilisi olmuştur. Öyle ki, Kâinatın İftihar Tablosu’nun huzuruna girdiğinde “Bunların içinde Abdulmuttalib’in oğlu Muhammed kim?” diye bağıran insanlar bir gün gelmiş, O’nun yanında tek kelime etmeden başlarında kuş varmış gibi dinlemeye başlamışlardır. İşte en büyük muallimlik ve mürşidlik de budur. Evet, enbiya-i izâm en vahşi insanlardan dosdoğru ve başımızın tacı olacak insanlar çıkardıklarına göre demek ki, bu her zaman için mümkündür. O zaman, öğretmen, gerekirse sancı çekecek, ızdırapla kıvranacak ama neticede kendisine ömür boyu dua edecek insanlar kazanacaktır. Ayrıca onların iyiliklerinin bir miktarı da onun defter-i hasenatına kaydolacaktır. Böyle bir netice için insan neye katlansa değer.

Öğretmen belki elinin altındaki bütün talebeleri istediği kıvama getiremeyebilir ve el attığı talebelerin tamamını kazanamayabilir. Nitekim, en mükemmel rehberlerin huzurundan bile ayrılıp giden ve zayi olan insanlar çıkmıştır. Bu açıdan muallime düşen, elinden gelen gayreti ortaya koymaktır. Neticeyi yaratacak olan ise Allah Teâlâ’dır. Fakat asla unutulmamalı ki, bir öğretmen yaptığı işi, birinci iş olarak kabul eder ve mesleğinin hakkını verebilmenin sancısıyla oturur kalkarsa, Cenâb-ı Hak da onun sa’yini hiçbir zaman boşa çıkarmaz, ona nice lütuflarda bulunur ve ona nice çözüm yolları ilham eder.

Hâl ile Halledilmedik Hiçbir Mesele Yoktur

41