Talebelerin yaramazlıkları ve öğrenmeye karşı lakayt olmaları mevzuuna gelince; öncelikle bütün öğrencilerde yaramazlık ve lakaytlık olabileceğini daha baştan kabul etmek gerekir. Zaten öğretmenliğin önemli bir yanı da bu tür sıkıntıları kabullenip onlara katlanmaktır. Bir heykeltıraş bile kupkuru bir mermerden bir heykel meydana getirebilmek adına nice emek harcar. O, ter döker, yorulur ve neticede mermeri yontarak, şekillendirerek belli bir kalıba sokmaya çalışır. Muallimin işi bundan daha kolay değildir ki! O, potansiyel insanı, onun sivri yanlarını yontup şekillendirerek, hakiki insan olma seviyesine ulaştırmaya çalışır. Diğer bir ifadeyle insandaki bütün cevherleri bir kuyumcu gibi işleyerek, onun, ruhunun âbidesini ikame etmesine yardımcı olur. Evet, o, bir sanatkâr gibi insanı âdeta yeniden inşa eder. Bütün bunlara rağmen çok ciddi problem olan ve genel ahengi bozan talebeler varsa, onlar için de, aileleriyle görüşmeler yaparak, alternatif rehberlik programları tatbik ederek en azından onların çevrelerine verecekleri zararlar engellenebilir; engellenip belli bir konumda onlar da muhafaza altına alınabilir. Mesela, gerekirse bu tür talebelerin aileleri okula çağrılarak çocuklarının durumunu uzaktan seyretmeleri sağlanabilir ve öğretmen-veli istişaresi içinde değişik çözüm yolları bulunmaya çalışılır.