İçeriğe geç

Belki bu noktada, sadece iki üç müntesibi bulunan bir peygamberin gönderiliş gayesi hakkında insanın aklına bazı sorular gelebilir. Öncelikle şunu ifade edelim ki, bu durumdaki bir peygamber, verilen vazifeyi hakkıyla yerine getirdiğinden dolayı, peygamberliğe mahsus sevabı ve Allah tarafından verilecek fazl u ikramı zaten ihraz etmiştir. Öte yandan eğer o, kendine tâbi olan iki üç insanla beraber arkadan gelenlere bir mesaj ve bir referans olmuş ve böylece onların işini kolaylaştırmış ve arkadan gelenler de onun izini takip etmek suretiyle bir toplumun ıslahına vesile olmuşlarsa, o peygamberin gönderiliş gayesi de tahakkuk etmiş demektir. Ayrıca arkadan gelenlerin kazandıkları sevap, önden gidenlerin defter-i hasenatına da kaydedilecektir.

Aslında aynı mükâfat diğer insanlar için de geçerlidir. Mesela, asrımızda iman hakikatlerinin gönüllere duyurulması adına canhıraşane bir gayret ortaya koyan Hz. Pîr, eğer yüz, iki yüz veya üç yüz insanla Anadolu’nun bağrında böyle bir iman şehrahı açmış olmasaydı, Anadolu insanı günümüzde bu ölçüde bir iman ve Kur’ân hizmetine bağrını açmaz, dünyanın dört bir tarafına seyr ü seferler tertip ederek kendilerine işaret edilen yerlere gitmezlerdi. Bu açıdan bir kere daha ifade edelim ki, önemli olan, bir insanın netice ve semere mülâhazasına girmeksizin sahip olduğu mü’min sıfatlarıyla hedefe yürümesidir.

Fâsıkın Önündeki Çıkmaz Sokak

158