Mekân açısından da aynı durum geçerlidir. Siz her yerde dua edebilirsiniz; fakat Arafat’taki dua, diğerlerinden farklı olarak insanı öyle bir arındırır ki, o insan, anasından doğmuş gibi tertemiz olur. Eğer orada kalan leke ve yaralar varsa onları da Müzdelife alır götürür. Aynı şekilde Kâbe’yi tavafla ayrı bir arınmaya mazhar olursunuz. Görüldüğü üzere bu durum, mekân zarfının, amellere değerler üstü değer kazandırmasıyla gerçekleşmektedir. Bu açıdan gerek mübarek bazı mekânlarda, gerekse Vilâdet, Regâib, Miraç, Beraat, Kadir geceleri, Ramazan ayı ve bayram günleri gibi kıymetli zaman dilimlerinde Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunma ve O’nun rızasına ulaşma adına sevgi, kardeşlik ve insanlık için koşturup durma çok önemlidir.
263 İbrâhim sûresi, 14/19.
264 el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl 2/204. Ayrıca benzer mânâdaki hadisler için bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/359; Abd İbn Humeyd, el-Müsned 1/417.
265 ed-Deylemî, el-Müsned 3/611; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s. 631.
266 Bkz.: Nesâî, sıyâm 43; Dârimî, savm 27; Abdurrezzak, el-Musannef 4/307.
267 Allah’ı çokça zikretmeye teşvik eden âyet-i kerîmeler ve hadis-i şerifler için bkz.: Cum’a sûresi, 62/10; Dehr sûresi, 76/25; Enfâl sûresi, 8/45; Müslim, zikir 2, 3, 4; Tirmizî, zühd 63; Ebû Dâvûd, cihâd 14. Şükre teşvik eden rivâyetler için bkz.: Bakara sûresi, 2/152, 172; Nahl sûresi, 16/114; Müslim, münâfikîn 79, 80, 81, Ebû Dâvûd, edeb 110.
268 Bediüzzaman, Lem’alar s. 335 (Yirmi Sekizinci Lem’a).