İçeriğe geç

“İmanınızı ‘Lâ ilâhe illâllah’ ile yenileyiniz.”264 Bunun mânâsı şudur: Kendi konumunuzu, Zât-ı Ulûhiyet’le münasebetinizi, tekvinî ve teşriî emirlere bakışınızı sık sık gözden geçirin ve sürekli kendinizle yüzleşerek, her gün bir kere daha “vira bismillah” diyerek yepyeni bir imanla hayatınızı devam ettirmeye çalışın. Bunu Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm)şu mübarek sözüyle de irtibatlandırmak mümkündür: “İki günü eşit olan aldanmıştır.”265 Buna göre insanın her gün, bir önceki güne göre kıvam adına biraz daha mesafe alması ve dine ait güzellikleri daha iyi duyup hissetmesi çok önemlidir. İşte Ramazan’ı Ramazan olarak, bayramı da bayram olarak duyacak insanlar bu hedef ve gaye peşinde koşanlardır.

Öte yandan bayram, bütün bir Ramazan’ın özünü, usaresini ihtiva ettiğinden, bayramın bütün güzellikleriyle duyulup hissedilmesi, Ramazanlaşmaya bağlıdır. Bu açıdan denilebilir ki, Ramazanlaşan insanlar ancak hakiki mânâsıyla bayramlaşabilirler. Evet, Ramazan’la sıcak alâka kurabilmiş inanan gönüller, sırf Allah’a inandıklarından dolayı iman ve ihtisap ufkunda Ramazan ayını ihya eder, orucu, teravihi ve sair ibadetleri taabbudî çerçevede ve vazife şuuruyla yerine getirir, sonra da: “Allah’ım Ramazan ayının hakkını verdik mi yoksa onu zayi mi ettik bilemiyoruz? Acaba Habib-i Ekrem’inin (sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘kalkan’266 dediği orucu, fenalıklara karşı bir siper edinerek, o siperin arkasında bir ayı geçirebildik mi?” diyerek bir taraftan Ramazan’ın gitmesine ve hakkıyla onu eda edemedikleri mülâhazasına karşı bir burukluk yaşar; diğer yandan da bayramı mağfiret-i ilâhiyeye mazhar olma adına bir referans görerek recâ hisleriyle dolarlar.

Bayram: Zikir ve Şükür Zemini

306