İçeriğe geç

İşte bütün bunları ifade ve Cenâb-ı Allah’tan talep adına اَللّٰهُمَّ عَفْوَكَ وَعَافِيَتَكَ وَرِضَاكَ اَللّٰهُمَّ إِلٰى مَا تُحِبُّ وَتَرْضٰى diyor; bu ve benzeri dualarla murad-ı ilâhîyi yakın takibe almaya çalışıyoruz. Böylece kararsız kaldığımız durumlarda; “Ey Şanı Yüce Rabbim! Ben, nasslarda açık bir şekilde beyan buyurduğun murad-ı ilâhîne muvafık olan veya murâd-ı sübhanîne muhalif bulunan hükümleri anladım ve ona göre amel etmeye çalıştım/çalışıyorum. Fakat şu mübah alanındaki her türlü söz, fiil ve tavrımı da Senin istek ve arzuna muvafık şekilde yerine getirmek istiyorum. Ancak bu alanda hangi davranışların Senin muradın istikametinde olduğunu tam olarak bilemiyor, idrak edemiyorum. Aklımın ermediği bu hususları ey Rahmeti Sonsuz Rabbim, ben Sana havale ediyorum. Sen her neden hoşnutsan bana onu nasip eyle!” diyerek mübah dairede bile olsa hep murad-ı ilâhiye muvafık bir hayat yaşama niyet ve azmimizi ortaya koyuyoruz.

Evet, dualarımızdaki bütün bu mülâhazalarla, tahayyür yaşadığımız, tam seçip intihap edemediğimiz konuları Cenâb-ı Hakk’a havale edip o aşılmazları şu güzel kelimelere emanet ederek aşmaya çalışıyoruz. Nitekim Cenâb-ı Hak mü’minin bu mevzudaki niyet ve azmini, duruş ve kararlılığını amelinden daha hayırlı olarak kabul edeceğini vaad buyurmuştur. Bu sebeple eğer biz istek, dilek ve dualarımızda hep Cenâb-ı Hakk’ın muradını takip etmeye çalışır, onu talep eder, onun peşinde olursak, Allah da (celle celâluhu) bu dualarımızı kabul buyurur, lütf u ihsanıyla onları gerçekleştirme fırsatı verir ve hıfz u inayetiyle bizi bizimle, bizi nefs-i emmaremizle baş başa bırakmaz. Düşeceğimiz yerde elimizden tutar, kaldırır ve yolumuza devam ettirir.

Meşakkatler ve Murad-ı İlâhî

217