İçeriğe geç

Bu açıdan, bizim neş’emiz yürüdüğümüz yolun şevki suretinde olmalı; biz, bu yolun gidip Cennet’e ulaştığını ve Allah’a vardığını düşünerek bir inşirah duymalıyız ve bu mülâhaza sayesinde, en müthiş hâdiseler karşısında dahi asla yeise düşmemeliyiz. Cenâb-ı Hakk’a müteveccih olduğumuz sürece başımıza ne gelirse gelsin, neticesi itibarıyla hakkımızda hayırlı olacağına gönülden inanmalı ve bu inançla bir iç sevinç yaşamalıyız. Tavır ve davranışlarımızda bir taşkınlığa girmeden kalbî bir sevinç içinde olma hâlini hep korumalıyız.

Hâsılı, hizmet şevki ve kalbî sevinç mü’minin daimî hâlidir. Gaflete gömülmüş kimselerin şe’ni ise şımarıklık, lâubalîlik ve ölçüsüzce eğlenmektir. Mü’minlerdeki şevkin semeresi, Mevlâ’ya tevekkül ve itminan; gafillerde geçici sevinçlerin neticesi, bitip tükenme bilmeyen stresler ve anguazlardır. İnanan insanlarda –ekseriyetle– stres görülmez; çünkü, mü’minlerin musibetler karşısında bütün bütün çaresiz kalmaları, hâdiselere teslim olmaları, uzun süreli derin boşluklar yaşamaları ve ebedî hüsrana uğramaları söz konusu değildir. Mü’minler olsa olsa “bir kısım terslikler karşısındaki kudsî heyecan” diyebileceğimiz hafakana düçar olurlar; nihayet onu da لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ4 diyerek aşağıya indirir, çekip küçültür ve Allah’ın inayetiyle kolayca aşarlar.

154