İçeriğe geç

Böyle karanlık bir asrı nuruyla aydınlatan İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalâtu vesselâm) eşya ve hâdiseleri hayırsız saymayı, şundan bundan uğursuzluk çıkarmayı bâtıl addetmiş; hatta teşe’ümün bir noktada şirke varıp dayanacağına dikkat çekmişti. Fakat, tefe’ülü bütün bütün kesip atmamış, onun doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle iktifa etmişti.

Rehber-i Ekmel (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir keresinde, “İslâm’da teşe’üm yoktur, en hayırlı yorum tefe’üldür.” buyurmuştu. Mübarek meclisindekilerden biri, “Tefe’ül nedir Yâ Resûlallah!” diye sorunca, Resûl-i Ekrem, “(Hâdiselerin değerlendirilmesiyle alâkalı) güzel sözdür.” şeklinde mukabelede bulunmuştu.1

Allah Resûlü’nün Hudeybiye Anlaşması’nda Süheyl İbn Amr’ın adını hayra yorması, tefe’ülün en güzel misallerinden biri olarak kayıtlara geçmişti. Anlaşma yapmak üzere Kureyş tarafından gönderilen heyetin başında Süheyl İbn Amr’ın olduğunu duyunca, Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) uysallık, kolaylık, mülâyemet ve yumuşaklık ifade eden “Süheyl” ismiyle tefe’ülde bulunarak “Artık işimiz kolaylaştı!” demişti. Şu kadar var ki, ne de olsa “Süheyl” adı, “ism-i tasgîr” denilen, küçüklük ve azlık ifade eden kelime grubundandı; onun menşei olan “sehl” kelimesi kolaylık mânâsına gelse de “süheyl” musaggar bir isimdi ve “küçük bir kolaylık”, “azıcık yumuşaklık” demekti. Resûlullah’ın nazarında, bu nüans, orada yine bir kısım problemlerin çıkabileceğinin iması gibiydi. Zaten müzakereler esnasında tam bir sühulet olmamıştı; anlaşma metnine مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ yazılmasına dahi rıza gösterilmemiş, “Seni peygamber kabul etseydik bu anlaşmaya gerek kalmazdı ki!” mânâsına gelecek beyanlar serdedilmişti. Dolayısıyla, sehl değil, süheyl olmuştu; tam bir kolaylık değil, küçük bir kolaylık ortaya konulmuştu. İşte, Hikmetin Lisan-ı Fasîhi (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir isimden onca mânâ çıkarmış ve hâsıl olacağını umduğu mülâyemete “İşimiz kolaylaştı.” diyerek işaret etmişti.2

204