İçeriğe geç

Haddizatında, müsteşriklerin iddia ve iftiralarıyla bakışı bulanan mü’minlerin, kendi kültür kaynaklarından isabetli neticeler çıkarmaları ve selef-i salihîni doğru kriterlerle değerlendirmeleri asla mümkün değildir. Yoksa, inanan bir insan, bazıları tarafından dinin hücceti kabul edilen bir büyük âlim hakkında “Falan İmam bizdeki düşünce hayatını öldürmüş bir katildir!.” diyebilir mi?!. Kendi boyunu yüksek göstermek için o kâmet-i bâlâyı omuzundan çekip seviyesinin altına indirmeye yeltenebilir mi? İlme, düşünceye ve insan idrakine karşı saygısızlık demek olan böyle bir cürmü, bakış zaviyesindeki sapmadan başka bir sebebe bağlamanın imkânı var mıdır?

Neyse ki, Nezlenin Tedavisi Mümkün!..

Diğer taraftan, Beyan Sultanı (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in, duhânın tesirini anlatırken seçtiği kelimelerin farklı imâları da söz konusudur. Meselâ; –arz ettiğim gibi– lügat itibarıyla soğuk algınlığı ve nezle demek olan zükâm, aynı zamanda insanın bir şeye imrenmesi ve ağzının suyunun akması mânâlarını çağrıştırmaktadır. İster gribal ve viral bir enfeksiyon gibi maddî hastalık, isterse de bir şeye arzu duyma ve özenme misillü kalbî bir rahatsızlık olarak anlaşılsın, zükâm her zaman tedavi edilebilir.

Bu itibarla da, İslâm dünyasının, müştekî bulunduğu salgın nezleden ve viral enfeksiyondan kurtulması kuvvetle muhtemeldir. Gözlerinden sürekli yaş aktığından ve hep burnunu silmekle meşgul olduğundan ya da hayran hayran baktığı surî güzellikler karşısında ağzı sulandığından herhangi bir mevzuya tam konsantre olamayan, dolayısıyla da, Necip Fazıl’ın ifadesiyle, “zıp orada zıp burada” dolaşıp durmasıyla tam bir yüzer gezer hâli sergileyen bazı Müslümanların iyi bir tedavi sonucunda tekrar düşünce sıhhatine kavuşmaları ihtimal dahilindedir.

220