Nur Müellifi, İşârâtü’l-İ’câz adlı eserinde, Cenâb-ı Hakk’ın, Bakara sûresinin 30. âyetinde “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım…” derken mütekellim-i vahde sîgasıyla “Ben” şeklinde hitap ettiğini, ama hemen akabindeki 34. âyette “O vakit meleklere, ‘Âdem için secde edin!’ dedik” ifadesinde ise mütekellim-i maalgayr kalıbıyla “Biz dedik” mânâsına gelen قُلْنَا kelimesini kullandığını hatırlatır ve şöyle der: “Cenâb-ı Hakk’ın halk ve icat fiilinde vasıtanın bulunmadığına, kelâm ve hitabında vasıtanın bulunduğuna işarettir.” Hazreti Üstad, bu değerlendirmesini başka bir misalle daha şerh ve tekit etmektedir. “İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin, hakkın ta kendisi olarak indirdik.” mealindeki Nisa sûresinin 105. âyetinde “Biz” mânâsına gelen نَا zamirinin tefsirinde şu hususa değinmektedir: “Bu âyette azamete delalet eden نَا zamir-i cem’i, vahiyde vasıtanın bulunduğuna işaret olduğu gibi, “Allah’ın sana bildirdiği” mealindeki ifadede müfred hükmünde olan Lafza-ı Celâl, mânâları ilham etmekte vasıtanın bulunmadığına işarettir.”13
Âlûsî de, “Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik.”14 mealindeki âyette “azamet nûnu” kullanılıp “Biz” dendikten sonra, “Bu da Allah’ın, senin geçmiş-gelecek bütün kusurlarını bağışlaması… içindir.”15 ifadesinde mağfiretin sadece İsm-i Celâl’e isnat edilmesini nazara verirken şu inceliği dile getirir: “Allah Teâlâ, fetih ve zaferi pek çok vasıta ile mümkün kılarsa da “mağfiret” doğrudan doğruya Zât-ı Akdes’e aittir, Gafûr u Rahîm bizzat bağışlar. Burada fetih için vesileler bulunduğuna ama mağfiretin vasıtasız olduğuna işaret vardır. Büyüklerin şahıslarıyla alâkalı meseleleri “Biz” diye mütekellim maalgayr sîgası ile ifade âdetleri, kendilerinden meydana gelen fiillerin çoğunlukla hizmetkâr çalıştırmak şeklinde olmasındandır.”16
Dipnotlar
- 13 Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.202.
- 14 Fetih sûresi, 48/1
- 15 Fetih sûresi, 48/2.
- 16 el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 26/91.