Fakat, bazı hâdiseler de vardır ki, bunlar çok güçlü kaynaklar tarafından çıkarılıp yönlendiriliyordur. Bazılarının “derin devlet” sözüyle ifade ettiği, kimilerinin “yeraltı güçleri” dediği, bir kısım insanların da “başkalarının emeline hizmet eden kuvvetler” diye tarif ettiği kesimler tarafından tutuşturulan fitne ateşlerini söndürmek çok kolay değildir. Bu hâdiseler onlar tarafından çıkarılmış ve bunlarla bir yere varılmak istenmişse; meselâ, bunlar anti-demokratik bir kısım oluşumlar meydana getirmek için plânlanmışsa ve provokasyonların bir arka plânı varsa, zannediyorum bu insanlar, Ramazan’da da olsa hep şeytanın güdümünde kalacak ve kat’iyen onun tesirinden kurtulamayacaklardır.
Dolayısıyla, anarşinin, demokrasiye darbe vurmak isteyenlerin elinde bir silah olduğu, her kargaşayla milletin parlak geleceğinin biraz daha karartılmak istendiği, terör adına yapılan her şeyin başkalarının ekmeğine yağ süreceği ve dış dünyanın, bu durumu değişik şekillerde değerlendirmek için fırsat kolladığı akıldan hiç çıkarılmamalı; bugüne kadar kazanılmış olan şeylerin bir bir elden çıkmasına ve geride acı bir inkisar bırakmasına meydan verilmemelidir.