İçeriğe geç

Bu mevzunun daha iyi anlaşılması için, değişik vesilelerle üzerinde durduğum bir hususu, Peygamber Efendimiz’in ümmiyeti meselesini hatırlatmakta fayda mülâhaza ediyorum: Malumunuz olduğu üzere, okuma yazma bilmeyen ve zihni, annesinden doğduğu gibi saf ve temiz kalan kimseye “ümmî” denir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Ey Resûlüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi.”2 âyetinin de açıkça ifade ettiği gibi ümmî idi. Nitekim, kendisine vahiy gelinceye kadar okuma yazma bilmediği umum ulema tarafından kabul edilmektedir.

Allah Resûlü okuma yazma bilmiş olsaydı, Ehl-i Kitap değişik iddialarda bulunur; Efendimiz’in, Kur’ân’da geçen Yahudiliğe, Hristiyanlığa ve kutsal kitaplara dair bilgileri, çok çeşitli bilim dallarına ait ilmî işaretleri ve prensipleri Tevrat’tan, Zebur’dan, İncil’den ya da daha başka kitaplardan aldığını ve onları bir yönüyle o günkü Arap usûlüyle anlattığını söylerlerdi. Fakat, Alîm u Hakîm, Efendimiz’in ümmî olmasını murat buyurmuş ve o tür iddia ve iftiraların gün yüzüne çıkmasına bile müsaade etmemiştir. Dost-düşman bunu böyle kabul etmiş ve hiçbir hasım çıkıp da O’nun okuma yazma bildiğini ileri sürememiştir.

184