Evet, bu ölçüde bin belaya maruz kalsa da, adanmış ruh, Allah yolunda başına gelenlerin hepsine katlanacak; fakat kat’iyen bunları –haşa ve kella– Allah’tan bir şey koparmak için vesile yapmayacak, bir peyleme mevzuu hâline getirmeyecek ve asla bir sermaye gibi görmeyecek. İbadet ü taatini de, belalara sabrını da dünyevî-uhrevî semerelere bağlamayacak. Belki diyecek ki, “Ben hak yolundayım, Allah da beni imtihan ediyor.” Cenâb-ı Allah demiyor mu: “Biz mutlaka sizi biraz korku ile, biraz açlık ile, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz.”5 Yani, Rabbimiz buyuruyor ki “Sizi malla, canla, korkuyla imtihan edecek ve sizi size göstereceğim. Nesiniz, kaç gram geliyorsunuz, neye ne kadar katlanıyorsunuz, nerede ve ne karşısında tahammülsüzlüğe düşüyorsunuz; siz kendinizi göreceksiniz. Çünkü öbür tarafta vicdanınızla yüzleşirken hakkınızdaki hükmü yine siz vereceksiniz.” Ne kadar önemli bir mesele!.. Allah, sizi istintak eder de –STV’deki Büyük Buluşma’da olduğu gibi– vicdanınızla yüzleştirir. Büyük Buluşma’da ölenleri hesaba çeken insan, insanın vicdanını temsil ediyor. “Şimdi hazır mısın hakkında verilecek hükme?” diyor orada. Bunlar, Kur’ân ve Sünnet’e uygun ifade tarzları. Onun gibi, bizim de hiçbir iyi ve başarılı yanımız öbür âlemi peylemeye matuf olmamalıdır. Her şey Cenâb-ı Hakk’ın hoşnutluğunu kazanmaya bağlanmalıdır ki, terk-i ukbâ derken de bu mânâlar kastedilir.
Allah’ın Kulları Nerede?!.
Dipnotlar
- 5 Bakara sûresi, 2/155.