İçeriğe geç

Aslında, Cennetlik mi Cehennemlik mi olduğumuzu merak etmek değil de, o mevzuyu çok iyi bilmiş olmanın gerekleri nelerse onları yerine getirmek önemlidir. Meselâ, bilseydin ki iki alternatif var. Hayattan sonra ölüm var; daha sonra hayatın hesabını vermek, ebedî saadeti kazanmak ya da kaybetmek var. İşte bir haşr u neşrin, Cennet ve Cehennem’in varlığını bildikten sonra ne yapmak lazımsa onu yapmak önemlidir.

Hz. Ali’nin “Dehriyyun”a dediği gibi, “Siz diyorsunuz ki Cennet yok, öbür âlem yok, ebedî saadet yok; ben de diyorum ki bu inkâr ettiklerinizin hepsi var. Şimdi iş benim dediğim gibi ise, siz ne kaybettiğinizin farkında mısınız? Farz edelim ki; sizin dediğiniz doğru olsun. Ben ne kaybederim ki. Sadece hayatımı disiplin içinde geçirmiş olurum.” İşte, basit bir ifade içinde yüksek bir mantığın seslendirilmesi.

Ölüm… Bir anlık bir mesele. Hiç gaflete tahammülü yok. Kalbde bir iğbirar, bir kendini beğenme, kibir, amelde başka mülâhazalara girme… Ya o gaflet anında bastırırsa ne yaparsın. O kopukluk içinde gelir çullanırsa ne edersin. Daha kötüsü de vardır; ama o buradaki arkadaşlardan fersah fersah uzaktır. İçki içip sarhoşken denize uçanlar; alkolden ölenler; birbirini bıçaklayanlar; fuhşiyât içinde gidenler… Bunlar meclisten dışarı şeyler. Hep dışarı kalsın, evlad u ıyalinizden de arz ve sema uzaklığında uzak kalsın.

224