İşte bu gibi şeyler bana çok ağır geliyor. Yatıyorum, uyuyamıyorum. O gece de böyle oldu. Gece boyunca kıvrandım. Sabah kalkınca birden şiddetli ter boşaldı. Eskiden “İzordil” alınca o sıkışıklık geçiyordu. Yine “İzordil” aldım; ama geçmek ya da azalmak yerine kalb atışlarındaki düzensizlik iyice arttı. Gitmek istemesem de, arkadaşlar ambulans çağırmış, sedyeye koyup acilen hastaneye götürdüler.
Allah (celle celâluhu) değişik hâdiselerle bize kendisini hatırlatıyor. Bizi ikaz ediyor. “Soğukta durmayın üşürsünüz.” diyor. O bizi zaten biliyor, hâdiselerle de bizi bize gösteriyor. Acı veriyor, canımızı yakıyor; ama neticede bizi kendisine celbediyor.
Kalbin ritmi çok bozulunca doktorlar elektroşok yapılması gerektiğini, elektroşokun tesirini azaltmak için de uyutmaları lazım geldiğini söylediler. O an “Tekrar uyanamama da var işin içinde…” diye aklımdan geçti. Son birkaç nefes kendisine bahşedilen bir insan ne demeliyse onu düşündüm. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ dedim, uyumuşum. Hamdolsun, ölseydim de hiç olmazsa son sözüm yine “O” olacaktı.
Şu anda kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Bir kere psikolojik olarak rahatladım; üzerimdeki kanı, alkollü ilaçları yıkadım. Teyemmüm yapıp öğle ve ikindi namazlarını cemederek kılmak zorunda kalmıştım. Şer’ân gerekli olmasa da, gönül huzuru için şimdi onları bir kere de kaza ettim. Diğer namazlarımı da kaza edeceğim.
Erzurumluların çok güzel bir duası vardır; “Az ağrı, âsan ölüm, tekmil iman-Kur’ân” ile dünyadan gitmeyi isterler. Ben bunun sonuna bir cümle daha ekliyorum: “İlâ yevmil kıyam, i’lâ-yı kelimetullah’a devam – Kıyamete kadar Allah’ın adını yüceltme vazifesine devam, diyorum. Başka bir isteğimiz yok bizim. Allah’tan istediğimiz bu. Ötelere yürüyeceğimiz âna kadar vifak ve ittifak içinde hizmete devam.