Berzah için de bir zaman söz konusudur. Fakat dünyevî kıstaslar yönüyle buradaki zaman değil de, oraya ve ahiret ölçülerine göre bir zaman vardır. Mahşerde de zaman vardır. Ahiret için bazen “zaman üstü” denmesi, insanın büyük ölçüde başına gelecek şeyleri orada görmesi açısındandır.
Ayrıca, hasta bir insanın geceyi kıvrana kıvrana, her dakikayı bir saatmiş gibi duya duya geçirmesiyle, çok yorgun yatan ve ne zaman sabah olduğunun farkına varamayacak kadar kesintisiz uyuyan bir insanın zamanı algılamaları da farklı farklıdır. Aynen öyle de, berzahta mü’minler namazlarını, Kur’ân’larını, Allah yolundaki hizmetlerini, gönüllerine inşirah ve sürur verici birer enîs, birer dost olarak bulurlar. Cennet’e ait pencereler açılır; nazarlarına en latîf sermedî manzaralar, güzel tablolar arz edilir ve Cennet’lerini seyredip dururlar. Dünyada çirkin yaşayanlara gelince, onlar için temessüller de çirkin olur ve onlara Cehennem gösterilir. Biri, kıyâmetin bir an önce kopmasını arzularken, diğeri hiç kopmamasını ister. Berzah âleminde kıyâmet koptuktan sonra ne kadar kalınacağını ise ancak Allah (celle celâluhu) bilir.
Ahiret Talipleri ve Dünya Düşkünleri
Soru: Kur’ân-ı Kerim, sadece dünya nimetlerini isteyen insanların ahirette nasipleri olmayacağını anlatıyor. Bu hususu nasıl anlamalıyız?
Cevap: Kur’ân-ı Kerim, pek çok âyetinde dünyaya talip olanları, ahiret nimetlerini isteyenleri ve hem dünya hem de ahiretteki hayır ve bereketten istifade yolları arayanları anlatıyor. Bu üç grup için de birer misal verebiliriz:
“Kim ahiret mahsulü isterse, onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz; ama ahirette onun hiç nasibi olmaz.”18
Dipnotlar
- 18 Şûrâ sûresi, 42/20.