Sonra şu meâldeki âyeti tilavet buyurdular: “Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramdan sakınan; o en güzel kelimeyi, kelime-i tevhîdi tasdik eden kimseyi, Biz de en kolay yola muvaffak ederiz.”13
Bir başka defa da, Efendimiz kabristana gidiyor. Mübarek simasında elem izleri beliriyor. Sebebi sorulunca kabirdeki iki kişinin azap görüyor olduklarını; bu azabın büyük bir şeyden değil de, birinin bevl ihtiyacını giderirken temizliğine dikkat etmemesinden, diğerinin de nemîmede (koğuculukta, söz taşımada) bulunmasından dolayı olduğunu söylüyor. Sonra yaş bir odun parçası alıyor, ikiye ayırıyor. Her kabrin başına birer tane dikiyor. Niye öyle yaptığının sorulması üzerine de “o ağaç parçaları kuruyana kadar kabirdeki o iki kişinin azaplarının hafifletileceğini ümit ettiğini”14 ifade buyuruyorlar.
Bir başka kabir ziyaretini İbn Mes’ud (radıyallâhu anh) şöyle anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra, bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdi. Sonra bu hattın ortasından itibaren bu ortadaki hatta istinad eden bir kısım küçük çizgiler attı. Resûlullah bu çizdiklerini şöyle açıkladı: “Şu çizgi insandır. Şu onu saran kare de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir. Bu musibet oku, yolunu şaşırarak insana değemese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer.”15
Efendimiz’in ölümü ve eceli hatırlatışı sahabenin gözlerini yaşartmış, Hz. Osman gibi bazıları ağlamışlardı. Evet, orası ağlanacak bir yerdir. Kabir, insanın bir gün kendisinin de içine gireceğini düşünmesi gereken bir yerdir. Orası “Ya kurtulurum ya kurtulamam…” mülâhazasına bağlı olarak geçilmesi gereken bir mekândır.
Dipnotlar
- 13 Leyl sûresi, 92/5-7.
- 14 Buhârî, vudû 56, cenâiz 82, 89; Müslim, tahâret 111.
- 15 Buhârî, rikak 4; Tirmizî, kıyamet 22; İbn Mâce, zühd 27.