Evet, günümüzde enaniyet ve egoizm öldürücü ve bulaşıcı yaygın bir hastalık hâline geldiğinden –hafizanallah– ehl-i salah ve ehl-i kıble olanlar bile azıcık bir teveccüh karşısında hemen kendilerini belli makamlara lâyık gibi görmeye başlıyorlar. Oysaki Allah (celle celâluhu) insanı yükseltince, o bu lütuf karşısında iki büklüm olmalıdır. Hazreti Pîr’in tevazu ve tekebbür adına verdiği ölçü çok önemlidir. O der ki; “Her adam için, heyet-i içtimaiyede görmek ve görünmek için mertebe denilen bir penceresi vardır. O pencere kamet-i kıymetinden yüksek ise, tekebbürle tetâvül edecek. Eğer kamet-i kıymetinden aşağı ise, tevazu ile takavvüs edecek ve eğilecek, tâ o seviyede görsün ve görünsün. İnsanda büyüklüğün mikyası küçüklüktür, yani tevazudur. Küçüklüğün mizanı büyüklüktür, yani tekebbürdür.”13 Bu yaklaşım hadis-i şerifin mânâsıyla da tam bir uyum arz etmektedir. Zira Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): مَنْ تَوَاضَعَ لِلهِ رَفَعَهُاللّٰهُ، وَمَنْ تَكَبَّرَ وَضَعَهُ اللّٰهُ“Allah için tevazu, mahviyet,hacalet içinde bulunan ve kendisini sık sık sıfırlayan kimseyi Allahyükseltir; kibirlenen, burnunu diken ve caka yapanı da Allah (cellecelâluhu) batırır.”14 buyurur.
Dipnotlar
- 13 Bediüzzaman, Mektubat s.536 (Hakikat Çekirdekleri); Sözler s.791 (Çekirdekler Çiçekleri); Münâzarat s.64.
- 14 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 5/140. Yakın mânâdaki hadis-i şerifler için bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/76; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 2/358.