İçeriğe geç

Meşru Daire İçindeki Dünyevî Kazançlar

Meselenin bir diğer yanı ise şudur: Bazıları hakikaten hizmette ölesiye koşturup duruyorlardır. Fakat aynı zamanda bunlar dünya işlerinden de iyi anlıyorlardır. Evet, bazı insanlar hizmetten dûr olmama ve Allah yolunda küheylânlar gibi ölesiye koşturup durmanın yanında dünya işlerini de iyi evirip çevirebilecek kabiliyet ve donanıma sahip olabilirler. Meselâ, Asr-ı Saadet döneminde, Cenâb-ı Hak dünyevî imkân ve nimetlerini sahabe efendilerimizden Abdurrahman İbn Avf ve Hazreti Osman (radıyallâhu anhuma) gibi büyük zatların başından aşağı sağanak sağanak yağdırmıştır. Bunun neticesinde onlar da geniş imkân sahibi, varlıklı insanlar haline gelmiştir.

Aynı durum, daha sonraki dönemlerde de yaşanmıştır/yaşanacaktır. Bu noktada unutulmaması gereken husus, dünyevî imkân ve zenginliklere sahip bu insanların Allah’ın huzuruna, kendi başlarıyla, iç mülâhaza ve niyetleriyle çıkacaklarıdır. Bu açıdan bu tür durumlar karşısında mü’mince mülâhaza şu olmalıdır: “Görüp bildiğimiz kadarıyla bu kardeşlerimiz bu yola koyulurken dünyevî herhangi bir mülâhaza ve beklentileri yoktu. Fakat akıllı, kabiliyetli insanlardı. Öyle anlaşılıyor ki, onlar sebeplere tevessül etti, Allah da (celle celâluhu) bu lütufları onlara ihsan buyurdu.”

216