İçeriğe geç

İllet-i tâmme; malulün vücudunu bizzarure iktiza eden, yani malulün kendisiyle meydana geldiği şey demektir. Fakat “Bir şeyin illeti, Allah’ı o işi yaratmaya mecbur kılar; bir şeyin illeti varsa, Cenâb-ı Hak onu yaratmaya mecburdur.” demek Mutezile’nin hatalı düşüncesidir. “Siz sebepleri tamamıyla yerine getirirseniz, Allah, hâşâ, neticeyi yaratmaya mecburdur.” inancı çok büyük bir Mutezilî yanlışlıktır. “İnsanın, dileme gibi bir seçeneği yoktur; o yapmaya sevk edildiği şeyi yapacaktır; rüzgârın önündeki bir yaprak gibidir insan.” sözü de Cebriye’nin çarpıklığıdır. Biri ifrat, diğeri de tefrittir.

Rabbimiz Hakkında Hüsnüzan

Rabbimizin her şeyi bizim hesabımıza planladığını; hep bizi kurtarmaya matuf, bizi hep bir yere celbetmeye, cezbetmeye matuf olarak yarattığını görmek lazım. Namazı, orucu, haccı, zekâtı; bela ve musibetler karşısında tavır değiştirmeden sağlam bir duruşu; ahirete gitme isteğine rağmen onun emrine inkıyaden biraz daha burada kalmaya tahammül etme zorluğunu; evet, hepsini bizim lehimize planladığını görmek ve hatta kendisine mülâkî olma (kavuşma) hususunda bile durumumuzu bu çizgide ayarlamak lazım. Mülâkatımızın (buluşma, görüşme) daha derince olması için “Benim burada kalmamı murat buyuruyorsan ben sana firaka da katlanacağım. Vuslata da ‘Bir miktar daha dur’ diyeceğim.” deyip dünyanın boğucu atmosferini nimet bilmek lazım. Evet, bütün bunları, bizim lehimize şeyler olarak görmeli. Bu, Rabb-i Rahîm hakkında hüsnüzandır.

213