İçeriğe geç

Hâsılıkelâm, mü’mine düşen vazife, bir taraftan kalbî ve ruhî hayata tam kilitlenmesi, havâss-ı zahire ve bâtınesi ile (iç ve dış duygularıyla) hep Allah yolunda olması, diğer yandan da dini adına taşıdığı onurunu hiçbir şeye feda etmemesi, bu konuda hep adanmışlık ruhuyla hareket etmesidir. Zira Cenâb-ı Hakk’ın rızasını elde etme ve Rabbimizin cemal-i bâkemalini müşahede etme, ona giden yolun gereklerinin bütünüyle yerine getirilmesine bağlıdır.

96 İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab 1/403; et-Taberî, Câmiu’l-beyân 3/327.

97 Âl-i İmrân sûresi, 3/79.

98 Âl-i İmrân sûresi, 3/146.

99 Yûsuf sûresi, 12/86.

100 Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası, s.15 (Yirmi Yedinci Mektup’tan).

101 el-Hâkim, el–Müstedrek 3/169.

102 Âl-i İmrân sûresi, 3/147.

213