Müteheyyiç ruhlar, iyi mürşitlerin elinde terbiye gördükleri takdirde insanlık adına çok faydalı hizmetlerde bulunabilirler. Çünkü onlarda sönmeyen, dinmeyen bir heyecan vardır. Onları harekete geçirmek için bir dinamo veya lokomotife ihtiyaç yoktur. Zira tabiatlarında mevcut olan heyecanları, zaten onları hayalini kurup mefkûre hâline getirdikleri hedeflere sevk edecektir. Gamsız ve dertsiz insanları tetiklemek ve harekete geçirmek ise çok zordur, bunun için ekstra gayret gerekir. Hz. Pîr, hayatını miskin şekilde geçiren bu tipler için, “Ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyet’i bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız! Mezar sizi bekliyor, çekiliniz! Ta ki, hakikat-i İslâmiye’yi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüç-sâz edecek olan nesl-i cedid gelsin!” der.70
Hz. Pîr, sürekli cedit (yeni) ve taze bir nesil beklentisi içerisinde olmuştur. Kur’ân’ı semadan yeni nazil oluyor gibi duyacak, ona Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabe-i kiramın baktığı gibi bakacak, tamamıyla Allah’a müteveccih ve adanmışlık ruhuyla inandığı meselelere sahip çıkan bir nesl-i cedit! On tane lokomotif bağlasanız bile yerinden kıpırdatamayacağınız, hareketsiz, durgun ve vurdumduymaz insanlara karşı da yukarıdaki şekilde fikir beyan etmiştir.