İçeriğe geç

Usulüddin ulemasının yaptığı gibi, kullandığımız kavram ve ifadeleri nüanslarını gözeterek titizlikle seçmeliyiz ki yapılan işle ilgili yersiz bir kısım vehim ve endişelere meydan vermiş olmayalım. Gerek kullandığımız terminoloji gerekse ortaya koyduğumuz iş ve faaliyetlerle farklı din ve diyanetlere, anlayış ve fikirlere sahip olan kesimleri rahatsız etmemeliyiz. Yapılan işin mahiyet ve çerçevesini doğru belirlemeli ve bunu başkalarına da izah etmeliyiz. İşin en başında doğru argümanları ve malzemeyi tespit etmeli, sonrasında da bunları her yerde vurgulamalıyız. Has dairede kendi aramızda konuşurken de, büyük salonlarda kalabalıklara hitap ederken de aynı şeyleri aynı netlikle ifade etmeliyiz. Meseleye safiyane yaklaşan insanların zihnini bulandıracak veya art niyetli insanların suiistimal edeceği söylemlerden uzak durmalıyız. Niyetlerimizdeki ve maksatlarımızdaki duruluğu üslubumuza da yansıtmalı, ortak bir söylem oluşturmalı ve oturup kalktığımız her yerde bunları tekrar etmeliyiz. Her şeye rağmen öküz altında buzağı arayan insanlar olacaktır. Önemli olan, bizim kendimize düşeni yapmamız, meseleleri fevkalâde bir hassasiyetle ele almamızdır. Gerisi Allah’a kalmıştır. Biz neticeye karışamayız.

İman ve Kur’ân hizmetine ömrünü adayan Bediüzzaman Hazretlerini ve o gün için sayıları az olan çevresindeki adanmışları mahalle bekçilerine takip ettiriyorlardı. Bekçilerin yetmediğini görünce polis teşkilatını hatta istihbarat elemanlarını devreye soktular. Dünyaya açılan bir hareketin kimler tarafından nasıl takibe alınacağını varın siz hesap edin. Siz ne kadar sulh ve sükûnun peşinde olursanız olun, bazıları kendi ölçülerine ve düşünce dünyalarına göre kalıplar oluşturuyor ve sizi de onların içine yerleştiriyorlar. Vehimleriyle ve paranoyalarıyla hareket eden insanların varlığını hesaba katmaz, hareket ve söylemlerinizi buna göre ayarlamazsanız bu kesimler size hayat hakkı tanımaz.

57