İçeriğe geç

Aslında huşyar (uyanık) ve hassas ruhları hüzün ve ızdırap içinde bırakan hususlar, sadece herkesçe bilinen belalar ve felaketler değildir. Günümüz insanlığının genel durumu, Müslümanların perişan hâli, bu huşyar ruhların burukluk yaşamaları ve ızdırapla inlemeleri adına yeterlidir. Mesela bugün pek çok yerde Müslümanlar, en temel demokratik haklarından bile mahrum bırakılıyor, onların dinlerini tastamam yaşamalarına müsaade edilmiyor. Vicdanlar, inançlar, hissiyatlar, düşünceler üzerinde kurulmuş çeşit çeşit baskılar var. Dünyanın değişik yerlerinde bir sürü insan, değişik farklılıkları bahane ederek birbirini öldürüyor. İhtilaf ve çatışmalar bir türlü bitmiyor. Bunların her biri, İslâm’ın kaderiyle kalben irtibatlı olan insanlardan birer parça alıp götürüyor.

Bir Müslüman için, Müslümanların bugünkü perişan hâlinden daha büyük bir bela olabilir mi? İnandığınız değerlerin ayaklar altında ezilmesinden daha büyük bir felaket yaşanabilir mi? Daha nasıl bir bela bekliyoruz! Yaşanan hâdiselere arzu ve beklentileriniz açısından baktığınız zaman, başınızdan aşağıya sağanak sağanak belaların yağdığını hissediyorsunuz. İslâm’ın kaderiyle alâkadar olan insanların bu olumsuz tablo karşısında hüzünlenmemesi, ızdırapla iki büklüm olmaması mümkün değildir.

81 Bediüzzaman, Lem’alar, s. 54 (Onuncu Lem’a, Üçüncü Tokat).

82 Tirmizî, zühd 57; İbn Mâce, fiten 23.

170