Tasavvuf erbabınca, bu kademelerin aslî ve metbû temsilcileri sırasıyla, Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa (aleyhimüsselâm) gibi enbiyâ-i izâmdır. Yine onlarca ahfâ ufkunun biricik Sultanı da Hâtem-i Divan-ı Nübüvvet’tir (aleyhi ekmelüttehâyâ). Enbiyâ-i izâmda mebde’den müntehâya terakki, ânî ve def’î bir cezb-i ilâhî iledir. Diğerlerinde –bazen onlarda da bilasale olmasa da cezb u incizab söz konusu olabilir– bittebaiyedir. Mü’minler, seyr u sülûk-i ruhanî disiplinleriyle, ruhtan kalbe, kalbden sırra, sırdan hafîye, hafîden ahfâya, her mertebede farklı bir temâşâ ile mârifet yudumlaya yudumlaya yürür; yer yer ruhanî zevklerin en engin ve en nefisleriyle banyo yapa yapa serinler; ef’âlin esrarıyla ayrı bir sermestî yaşar, esmâ ufkunda daha değişik tecellîler müşâhede eder; sıfât-ı sübhanî atmosferinde üst üste sürprizlerle karşılaşır, esrar-ı ulûhiyetle tamamen değişir ve farklılaşır, neticede gider kendi arş-ı kemalâtına ulaşır…