Aslında kelimenin bir mübalağa sîgasıyla ifade edilmesinden, O’nun mutlak müstağnî ve her varlığın O’na muhtaç ve O’nun emir ve iradesine münkad bulunduğu da açık ve zâhirdir. Her şeyden evvel Kur’ân-ı Kerim bu mülâhazayı ifade sadedinde وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِ1 buyurmaktadır ki, bu da açıktan açığa bütün baş ve yüzlerin O’nun kayyûmiyeti karşısında iki büklüm olup O’nun hâkimiyet-i mutlakasını hâlen ve fiilen ifade etmelerinin apaçık beyanıdır.
Kayyûmiyet-i ilâhiyenin bu müteâl husûsiyetindendir ki, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi ekmelüttehâyâ) günlük hayat-ı seniyyelerinin hemen her faslında “Hayy u Kayyûm” kelimelerini sürekli tekrarlar.. her işini o kelimelerin müfâdına bağlar.. namazlarını müteakip أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ2 buyurur.. yatarken-kalkarken bir şekilde “Hayy u Kayyûm” isimlerini tekrar eder.. uyumak istediğinde “Âyetü’l-Kürsî” içindeki “Hayy u Kayyûm” kelimeleriyle hissiyât-ı sâfiyelerini seslendirir.. ve teheccüd namazını edâ ettikten sonra اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ… şeklindeki o uzun dua ve teveccühleri içinde de yine يَا قَيُّومَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ… diyerek3 hep Hakk’ın kayyûmiyetiyle soluklanırdı.
Dipnotlar
- 1“Bütün yüzler, (hayatın ve hakimiyetin tam mânasıyla sahibi olan) Hayy-u Kayyum’a baş eğmiştir.” (Tâhâ sûresi, 20/111)
- 2Tirmizî, daavât 117; Ebû Dâvûd, vitr 26.
- 3Bkz.: Buhârî, teheccüd 1; Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 199.