İşte bu zaviyeden, bütün varlık, O’ndan gelir ve mütemadî tecellîlerle de âdeta bir ırmak gibi sürekli akar-durur. Bu akıştaki intizam, âhenk ve sürat sayesinde biz, ne kendi mahiyetimizdeki ne de eşyadaki inkıtâların farkına bile varamayız. Eşya ve şuûn tecellî kareleri arasındaki fasılalar, sezilmeyecek bir sürat ve intizamla gelip geçtiğinden, varlık-yokluk münavebesini duyup hissetmek mümkün değildir. Her şey bir bir gelir, varlığa yürür; varlıkları yokluklar takip eder.. evet, bir bir gelenler, sonra bir bir çeker-gider; gidenleri arkadan gelenler izler; ne var ki biz, ne gelenleri görür ne de gidenleri hissederiz.
“ Gelir bir bir, gider bir bir kalır Bir,
Gelen gider, giden gelmez bu bir sır…”
175