Asr-ı Saadetle insanlığın tanıdığı vera, tâbiûn ve tebe-i tâbiîn döneminde âdeta semavîleşti ve her mü’minin gaye-i hayali hâline geldi. Bu dönemde idi ki, Bişr-i Hâfî’nin kızkardeşi, Ahmed İbn Hanbel’e gelerek: “Yâ İmam! Ben çok defa dam üstünde iplik büküyorum.. bazen de devlet memurları ellerinde meşaleler oradan geçiyorlar ve elimde olmayarak o ışıktan da istifade etmiş oluyorum.. bu ipliğe haram karışıyor mu?” deyince, koca imam hıçkıra hıçkıra ağlar ve “Bişr-i Hâfî’nin hânesine, şüphenin bu kadarcığı bile bulaşmış bir şey girmemeli.” fetvasını verir.7
Ve yine bu dönemde idi ki, gözü bir kere harama ilişen biri, bütün bir ömür boyu “Günahım!” deyip feryat ediyordu. Evet bu dönemde idi ki, bilmeyerek haram bir lokmanın girdiği mide, istifrâğa zorlanıyor ve bunun için günlerce gözyaşı dökülüyordu.8
Yanlışlıkla cebine koyduğu başkasına ait bir kalemi, sahibine ulaştırmak için Merv’den Mekke’ye yolculuk yapıldığını, bunlardan birinin kahramanı olan büyük muhaddis, üstün fakih ve derin zâhid İbnü’l-Mübarek anlatıyor.9 Üzerinde başkasına ait bir hak var olduğu mülâhazasıyla, alacaklıya, ömrünün sonuna kadar hizmetkâr olmaya azmetmiş insan sayısı hiç de az değildi. Meşhur zâhid Fuzayl b. İyâz bu vadinin kahramanlarından sadece biridir. Ve bu aydınlık dünyada daha niceleri..! Evliyâ, tabakat ve menkıbe kitapları bu altın insanların ruhanîleri aşan hayatlarıyla lebâleb.. bu sahifeler, onlara sadece hatırlatma ölçüsünde açılıyor. Şayet hatırlatabiliyorlarsa.?
Dipnotlar
- 7 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 8/353; el-Kuşeyrî, er-Risaletü’l-Kuşeyriyye s.111.
- 8 Bkz.: Muvatta, zekât 31; Ma’mer İbn Râşid, el-Câmi’ 11/209.
- 9 İbnü’l-Mübarek’le ilgili olarak anlatılan benzer kıssa için bkz.: el-Kuşeyrî, er-Risaletü’l-Kuşeyriyye s.113.