İçeriğe geç
7. Bölüm

Firar Ve İ’tisam

Herhangi bir şeyden kaçma ve uzaklaşma mânâlarına gelen firar; erbâbınca, halktan Hakk’a seyeran etmenin, gölgeden asla ilticada bulunmanın, damlayı bırakıp deryaya yönelmenin, zerreden vazgeçip güneşe teveccühün ve benlikten sıyrılıp vücudu Hak şuaları içinde eritmenin unvanı olmuştur ki; bunu insanın “seyr-i kalbî” ve “seyr-i ruhanî”sine işaret eden: فَفِرُّۤوا إِلَى اللّٰهِ“Kaçıp Allah’a sığınınız.”1 mealindeki âyetle irtibatlandırmak mümkündür.

İnsan, imanı hesabına, beden ve cismaniyetin öldürücü atmosferinden uzaklaştığı ölçüde Allah’a yaklaşmış ve kendine karşı da saygılı ve anlayışlı davranmış sayılır. Böyle bir firarî ve Hak mültecîsinin nasıl pâyelendirildiğini, o kapının sâdık bir bendesi olan Hz. Musa (alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm) Efendimiz’den dinleyelim:

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ

“Sizinle beraber bulunmaktan korkup kaçtığım için, Rabbim bana hâkimiyet lütfetti ve beni mürselînden kıldı.”2 Bu beyanıyla Hakk’ın nebisi, zevk ve vuslata, hilafet ve kurbete varan yolun firardan geçtiğine dikkati çekiyor ve peygamberâne iradelere öncülük ediyor.

Avamın firarı; varlığın dağdağasından, mâsiyetin çirkinliğinden Allah’ın üns ve gufranına sığınma şeklinde olur. Bunlar gözlerini her açıp kapayışlarında: رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ“Yarlığa Rabbim ve merhamet buyur; buyur ki, Sen merhameti en hayırlı olansın.”3 âyetini okur.. ve oturur-kalkar: أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ“Rabbim, işleyegeldiğim şeylerin şerrinden Sana sığınırım.”4 der inlerler.

Havâssın firarı; sıfatlardan sıfatlara, sırdan şuhuda, rüsûmdan usûle ve nefsanî duygulardan ruhanî ihsaslaradır ki: اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ“Allahım, Senin gazabından rızana, ukûbetinden affına sığınırım.”5 sözleri onların her zamanki vird-i zebânlarıdır.

30