İçeriğe geç
  • İnsan, başına gelen şeylerin neticelerini pek kestiremez; oysaki bunların içinde dünya kadar maslahatlar da olabilir. وَعَسَۤى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَۤى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ“Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız ama, o sizin hakkınızda hayırlıdır.. ve yine olur ki siz bir şeyi seversiniz ama, o sizin için şerdir; siz bilmezsiniz, her şeyi Allah bilir.”17 ferman-ı sübhânîsi bunu tasrih etmektedir.
  • Müslüman, Allah’a teslim olmuş kimse demektir.. bu itibarla da onun, Cenâb-ı Hakk’ın icraatına karşı hoşnutsuzluğu kat’iyen söz konusu olamaz.
  • Her şeyden evvel mü’min bir hüsnüzan insanıdır; insanlara karşı hüsnüzanla emredilen birinin, Rabbisinin muamelelerine karşı suizan ifade eden hoşnutsuzluğu nasıl söz konusu olabilir ki.?
  • Kaderden gelen hâdiseler karşısında, iyi görmek, iyi düşünmek ve hüsnü tevilde bulunmak, her şeye rağmen insanın içini huzur ve inşiraha gark eder.
  • Dünyada, yerine getirme mecburiyetinde olduğumuz sorumluluklar veya maruz kaldığımız hususlar, öteler hesabına şekillenmemiz için birer esas ise, cebrî eğitim ve öğretim gibi, insanın bunları severek yerine getirmesi gerekmez mi?.
  • Kulun, Rabbisinden gelen şeylere karşı rıza göstermesi, Rabbisinin de ondan razı olması demektir.
  • Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetine karşı rahatsızlık duymanın, gam, keder ve dağınıklığa sebebiyet vermesine karşılık, hep rıza yörüngeli yaşamak ise, hislerimiz açısından cehennem içinde dahi olsak bize, cennetlerin neşvesini yaşatır.
  • Rızanın gerektirdiği yerlerde, sebepleriyle hep onu arama, ilâhî teyidâtın reddedilmeyen davetiyesidir.
  • İnsanlara karşı kalb bulanıklığı ve gıll ü gış eğer bir suiedepse, bunun, Allah’ın icraatına karşı duyulup hissedilmesinin nasıl affedilmez bir günah olduğunu ifadeye saygımız müsaade etmeyecektir.
  • 148