Evet, kast u azmin kanatlarıyla yoldakiler için vuslat, fenâ içinde bir bekâdır. Yolları aşmış ve muradlaşmış ruhlar içinse, vuslat, bekâ içinde bekâdır ve hayırların hayır doğurduğu bu “doğurgan daire” içinde elemin izine bile rastlanmaz. Elemin izine rastlamak şöyle dursun, orada elemler lezzet ufkunda doğar-batar, kahırlar da lütuflarla iç içe yaşar. Başı bu noktaya ulaşmış bahtiyar bir ruh her zaman “Kahrın da hoş lütfun da hoş” der.. ve elinde rıza kâsesi, Hak’tan gelen her şeyi cennet kevserleri gibi yudumlar gezer.
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الْأَمْرِ وَأَسْأَلُكَ الْعَزِيمَةَ فِي الرُّشْدِ
وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ.
157