İçeriğe geç

Bugün doğu ve batıda bizleri hayrete sevk edecek ölçüde ihtidalar, hidayete ermeler ve din olarak İslâm’ı seçmeler görülmekte.. ve yine içte-dışta baş döndürücü keyfiyette dine dönüşler müşâhede edilmektedir. Dün unutulan mescit ve seccadeler, bugün kendileriyle bütünleşen insanlarla, dününün neşvesini paylaşmakta. Ve bu umumî durum olanca hızıyla yeryüzüne yayılmaktadır. Bütün bunlar, bugün birer olgu ise –ki öyle olduğunda şüphe yok– bu kalblerin şefkatle açılıp kapandığını göstermektedir. Nefret uyandıran davranışların dün hiçbir faydası olmadığı gibi, bugün de olmayacaktır, yarın da olmayacaktır.

Ben, bugün hidayete ulaşmış ve İslâm’dan nasibini almış nicelerinden duydum ve dinledim ki, eğer dün öldürülmüş olsalardı, şimdilerde, imanın vaad ettiği bu rûhânî hazlardan istifade edemeyeceklerini defaatle, “Allah’a şükür ki, o anarşi döneminde İslâm’a karşı bir türlü sıcaklık duymayan kişiler olarak öldürülmedik. Aksi hâlde dünya ve ahiretimiz mahvolacaktı.” şeklinde ifade etmişlerdir.

Hidayete erip Müslüman olmuş ve Allah Resûlü’nün huzuruna erme pâyesini ihraz etmiş bir sahabinin, cahiliye döneminde Allah Resûlü’nün dostlarından birini öldürmüş olma cürmünü ileri sürüp, kendisini kınayan bir başka sahabiye verdiği cevap oldukça mânidardır! Sahabi diyor ki: “Sen beni öyle bir işimden dolayı kınıyorsun ki, Allah benim elimle onu Cennet’e koymuştur. Çünkü o şehit olmuştur. Ya orada ölen ben olsaydım, durum nice olurdu? Zira o gün ben kâfirdim ve ebedî olarak Cehennem’e girecektim…”

Esasen siz de, mazinin belli bir devresine gidip, anarşiden sıyrılmış ve seccadesine kavuşmuş insanları dinleyebilseniz aynı ses, aynı soluğu duyacaksınız. O gün her meseleyi kaba kuvvetle çözmeye çalışanlar, bugün seccadelerinin başında ağlayan o eski mücrimleri gördüklerinde acaba ne derler?. Doğrusu bunu çok merak ediyorum!

23