İçeriğe geç

Yüksek Bir Kuleden Derin Bir Çukura Düşme İhtimali Var

Her konum bir mazhariyet olduğuna göre her konumun kendine göre bir hakkı, eda edilmesi gereken belli vazife ve sorumlulukları vardır. Bu durumu, “Bi hasebi’l-mağnem, el-mağrem” sözüyle ifade etmişlerdir. Yani bir insan ne kadar ganimete mazhar ne kadar lütuflarla serfiraz ise onların kadr u kıymetini bilmediği takdirde Allah onu o kadar perişan eder. Harem odasına kadar girmiş bir insan, oranın kıymetini bilmez ve oranın hususiyetlerine karşı saygısızca davranırsa onu salonda oturtmazlar, kapının önüne koyarlar. Bu sebepledir ki Hz. Pîr, ihlas kulesinin başından düşen bir insanın düz bir zemine değil, derin bir çukura düşme ihtimaline dikkatleri çekmiştir.7

Keza bugün belli konumları ihraz eden insanların, hizmet etme imkânlarını değerlendirmeyip bu mevzuda ahesterevlik ederlerse (yavaş hareket eder, ağırdan alırlarsa) kulakları çekilebilir. Nitekim Hz. Pîr, Lem’alar’da başta kendisinin, sonra da yazmak için izin aldığı talebelerinden bazılarının yediği şefkat tokatlarını bize nakletmiştir. O, çektiği sıkıntıları, Kur’ân’a hizmeti maddi, manevi füyûzat hislerine feda etmesine bağlamıştır.8 Baştan sona Üstad Hazretlerinin bütün hayatı gözden geçirildiğinde görülecektir ki o, bu mevzuda azami derecede bir kemal-i hassasiyetle yaşamıştır.  “Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım.”9 diyen bir insanın Kur’ân-ı Kerim’e hizmeti, maddi, manevi füyûzat hislerine feda edebileceğine ihtimal verilemez. Bir rehber olarak Üstad Hazretleri, bu sözleriyle iç mülahazalarınızda da size rehberlik etmiş, bazı mevzularda ışık tutmuş ve size şöyle bir ikazda bulunmuştur: “Dikkatli olun! Sizin konum ve mazhariyetleriniz farklıdır. Siz, dava-yı nübüvvetin yeryüzündeki vârislerisiniz.

23