Cenâb-ı Hak bize binlerce lütuf ve ihsanda bulunmuştur. En büyük ve en birinci lütfu bizi yokluktan varlığa getirmiş olmasıdır. Ve sonra sonlu olmaktan sonsuzluğa çevirmiş, çokluktan birliğe yöneltmiş, boğulacağımız bir âlemde elimizden tutmuş, bizi vahdet dairesi içinde saadet saraylarına müteveccih kılmış, geldiğimiz yere yüzlerimizi çevirmiş, إِنَّا لِلّٰهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ7 sırrıyla sinelerimizi şâd etmiş. Evet, Allah’tanız, Allah’a dönecek ve bu suretle bekâ bulacak, ebediyete mazhar olacak sonra da sermedî bir saadet elde edeceğiz. O, lütfunu, ikramını böylece bizlere duyurmuş ve bununla kalbimizi mutmain kılmıştır. Bizler de bu lütuflarla lütufyâb ve bu şerefle şerefyâbız. Ve dahası, sadece bunlarla da bırakmamıştır. Çünkü iyinin kötüye, dalâletin hidayete, küfrün imana, şeytanın meleğe, şeytan avanesinin Nebi’nin avanesine karıştığı burada hâdiselere bir yön verme, sahil-i selâmete çıkarma, Müslüman kılma, sonra da Müslümanların gireceği Dârü’s-Selâm’a sokma gibi nimetleri var ki, herbiri ayrı bir lütuf ve ihsan sayılmaktadır. Binaenaleyh, Cenâb-ı Hak, bu işleri becerip yapabilmemiz için bize kendi iradesinden bir irade vermiş ve bu irade ile bizlere ebediyetlere ve ebedî saadetlere namzet kılmıştır. Vâkıa, burada şöyle bir soru sorulabilir: Kâinatta her şeyi yaratan Allah’tır. Gözümüzü gördüren, kulağımızı duyduran, soluğumuzu aldırıp verdiren, hâsılı bütün işlerimizi yaratan O’dur. Zira O: وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ“Sizi de yaptıklarınızı da yaratan Allah’tır.”8 buyuruyor. Öyle ise insan iradesinin mânâsı nedir? Acaba insana irade isnat etmek, Allah’a ortak koşmak sayılmaz mı?…
Dipnotlar
- 7 Bakara sûresi, 2/156.
- 8 Sâffât sûresi, 37/96.