İçeriğe geç

Başta Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) olmak üzere bütün nebiler Allah’ı çok zikretmişler ve aynı zamanda zikre teşvikte bulunmuşlar. Daha sonraki asırlarda da Hak dostları bu işi sistemleştirmiş ve bir ölçüde şekillendirmişler. Meselâ, bazılarına göre لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ denirken, dilin ağız tavanına yapıştırılacağı ve kalbin hareket ettirileceği ifade edilmiş. Diğer bazılarına göre, zikir esnasında لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ derken kalbi harekete geçirme adına, إِلَّا اللّٰهُ ’ı daha vurgulu bir şekilde söylemenin zikirde bir esas olduğu üzerinde durulmuş… Böylece zamanla kalb âdeta tabiî ritmini unutup, kendini tamamen zikrin âhengine kaptırmış ve bir uzv-u zâkir hâline gelmiş.

Zikrin, eskiden olduğu gibi, her gün yapıldığı düşünüldüğünde, bunun sonucu çok önemli bir kalb hareketinin olduğu söylenebilir. Kanaat-i âcizanemce kalb uzmanları tarafından, zikrin kalb hareketlerine ne türlü tesirlerinin olduğu araştırılmaya değer bir mevzu. Tabiî böyle bir araştırma, hem bu şekilde zikir yapan insanlar, hem hiç zikir yapmayanlar, hem de zikri vurgusuz olarak düz bir şekilde yapan insanlar üzerinde uygulanmalıdır ki, sağlıklı bir test olabilsin. Bunun neticesinde de elde edilecek veriler ışığında ilmî bir makale neşredilse zikrin fonksiyonları alanında önemli bir adım atılmış olur kanaatindeyim. Maksadımı tam ifade edememiş olabilirim ama bu mevzuun araştırılması gerektiği, uzun zamandır düşünüp durduğum konulardan…

Hayvanların Zikri

Üstad, hayvanların lisan-ı hâlleriyle tesbih ve zikirlerinin, kelimesiz ve harfsiz olduğuna işaret edip kedilerin mırmırları için, “Yâ Rahîm” dediğinden bahsediyor.2 Kedilerin rahat bir ortamı bulduklarında, diğer hayvanlar gibi durmayıp, bir kenara çekilerek mırmır etmelerinin sırrı, zannediyorum henüz bütün teferruatıyla keşfedilmiş değil.

2