İçeriğe geç

5. Bütün velilerin hatta –Hz. Âdem O’nun yaratılmasından önce o kaynaktan istimdatta bulunduğuna göre– peygamberlerin feyiz kaynağı da hakikat-i Ahmediye’dir. Hz. Meryem’e temessül eden ve Kur’ân’ın بَشَرًا سَوِيًّا15 dediği ruh da –ihtimal ki– bu mânâdaki Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’dır. Zaten Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de bir yerde “Meryem’i bana nikâhladılar.”16 buyurmuyor mu? Burada, Hz. Meryem’in gözüne başka hayalin girmemesi mülâhazası da, üzerinde durulmaya değer ayrı bir konu…

6. Kelâm ilmine ait mevzulardan olan “İsim müsemmanın aynı mı, gayrı mı?” meselesi zaviyesinden bakacak olursak, hakikat-i Ahmediye’de ne ayniyet ne de gayriyet söz konusudur. Bu, hakikat-i Muhammediye’yi hafife almak değildir. Tam aksine gerçek peygamberlik misyonunun hakikat-i Ahmediye etrafında döndüğünü izah adına yapılan bir tespittir.

7. Hakikat-i Ahmediye’nin hakikat-i Muhammediye’ye karşı fâikiyeti vardır. Fakat bu fâikiyet gerçek veçhesiyle öbür âlemde inkişaf edecektir.

8. Bediüzzaman Hazretlerinin yaklaşımıyla “Allah, O’nun istikbalde yapacağı şeyleri bildiğinden dolayı O’na sanki bir avans vermiştir.”17 İşte o avans hakikat-i Ahmediye’dir.

Hakikat-i Muhammediye’ye gelince:

1. Bu, yukarıda sekiz madde hâlinde mahiyetini ele aldığımız Allah Resûlü’nün “Muhammed” ismiyle bizim aramıza inişidir ki, bu bizim adımıza şereflerin en büyüğü, O’nun adına bir tenezzüldür. Bir diğer tabirle hakikat-i Ahmediye’nin hakikat-i Muhammediye ufkundan insanlık âlemine bir nüzulüdür.

2. Hakikat-i Ahmediye kaynağını besleyen, hakikat-i Muhammediye’dir. Efendimiz’in söz ve fiilleri, o kaynağı besleyen ve böylece misyonun devamını sağlayan bir faktördür.

18