İçeriğe geç

Ancak Kur’ân-ı Kerim’i tefsir ederken her zaman dengeli olunmalıdır. Meselâ insan anatomisinin ortaya koyduğu en son buluşlarla Kur’ân’ın bir âyeti omuz omuza verse, bu âyet, o ilmî hakikatle telif edilirken ve bu telif ışığında tefsir yapılırken mutlaka çok dikkatli ve ihtiyatlı olunmalıdır. Değişik ihtimalleri hiç hesaba katmadan kesinlik kazanmamış bir meselede “Bunun mânâsı sadece budur.” dediğimizde, pek çok yanılma noktasının ortaya çıkması mukadderdir. Tefsir kitaplarına bakıldığında bunun bir hayli örneği görülebilir. Hangi devirde yazılırsa yazılsın, en büyük hataya düşen müfessir, devamlı gelişen ilimler karşında “Bu âyetin mânâsı kesinlikle budur.” diyen tefsirci olmuştur. Bu sebeple âyetleri değişik ihtimaller içinde ele alıp “böyle bir mânâ da olabilir, şöyle bir mânâ da olabilir” şeklinde tefsir etmek daha doğru olsa gerek. Risale-i Nurlardaki bazı âyetlerin yorumlanması buna iyi bir örnek teşkil eder.

Biat ve Günümüz

Soru: Biat sünneti, asrımızda nasıl tatbik edilebilir? İzah eder misiniz?

Biat; bir kimsenin hâkimiyetini tanıma, ona itaatini bildirme, uyup bağlanacağına söz verme mânâlarına gelir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hayat-ı seniyyelerinde birkaç defa ashabından kendisine biat etmelerini istemiştir. Ensar, “Akabe Biatı”nda O’nu her türlü kötülüklerden koruyacaklarına dair söz vermiş ve biat etmişlerdir. Daha sonra bu biat uygulaması, Mekke’den Medine’ye hicretten sonra Hudeybiye’de devam etmiştir.

153