İçeriğe geç

Bu, bir milletin başka bir millete ne Asya’da, ne Afrika’da, ne de Avrupa yamaçlarında baskı yapması demek değildir. Aynı zamanda bu, bir milletin başka bir milleti kültür emperyalizmi altına alması veya ağabeylik yapma ukalalığı demek de değildir. Biz, bu tür düşüncelerden fersah fersah uzağız. Anadolu insanı, ne Kazak’a, ne Özbek’e, ne Türkmen’e, ne de Kırgız’a, ne Azeri’ye ağabeylik yapma ve “Size bir şeyler öğretmeye geldik.” cakasına talip değildir.

Ben, 13 yaşımdan beri hep Asya steplerini düşünmüş, hicranla iki büklüm olmuşumdur. Ve şimdi oralara vefa borçlarını edaya koşmuş insanımız vasıtasıyla hasret gideriyorum. Biz, duygu, düşünce, anlayış, felsefe ve mantıkta bizimle beraber aynı değerleri paylaşan insanlarla, yolların bizi getirdiği bu son kaderdenk noktada buluşuyor, elimizde olan şeyleri onlara veriyor ve onlardan da maddî-mânevî hiçbir şey beklemiyoruz.. beklemiyoruz; zira biz, şimdilerde kardeşlerimizi bulmanın engin sevincini yaşıyoruz.

Bilge İnsanlar

Allah’ın birlik ve beraberliğe yapmış olduğu ihsan, ferdî teşebbüslere yaptığı ihsandan kat kat üstündür. “Allah’ın yardım eli, toplu yaşayan, müşterek hareket eden insanların üzerindedir.”9 hakikati zaten bu gerçeği dile getirmektedir. Yalnız bunun sebepler plânında birtakım ön şartlara ihtiyaç duyduğu da izahtan vârestedir. Bu hususta, akla ilk gelen örnek olması itibarıyla Bediüzzaman Hazretlerinin tespitleri içindeki “vazife taksimi, mesai tanzimi ve yardımlaşmanın kolaylaştırılması” verilebilir.

Bu çerçevede ihmal edildiğini üzülerek gördüğüm bir hususa bilhassa temas etmek istiyorum; hayatın hemen her alanında liyakat, yetki ve sorumluluk gibi ölçülere riayetle vazife taksimi yapılıyor olmasına rağmen, tecrübeleri ve sadakatleri müsellem yaşlılardan tam anlamıyla istifade edilemediği de bir gerçektir.

144